


Özengici Şerif Hocaefendi merhumu anlatmaya söz verdim ancak notlarımı ancak toparlayabildim. Araya başka işler girince süre uzadı da uzadı. Artık sizlerden de hoca efendiden de helallik istiyorum. Sebebini de yazının sonunda anlatacağım.
Her konuda olduğu gibi Şerif Hocaefendi hakkında da malumatımız sınırlı. Bu konuda bildiklerimin çoğunluğu; Eczacı Hacı Nihat Amca merhuma dayanıyor. Özengici Şerif Hoca ile Nihat Amcanın bir akrabalığı da mevcut. Bu akrabalığı not etmemişim ama yanlış hatırlamıyorsam Nihat amcanın ağabeyinin eşi vasıtasıyla olması gerekiyor.
Hocaefendi; Ayanzade Hocaefendi’de uzun süre okumuş. İcazetini de ondan almış. İcazetini alır almaz da askerlik vazifesine başlar. Tabii Osmanlı Medreselerinde eğitim on beş sene sürdüğü için Hocaefendi’nin yaşı bir hayli ileridir ve geri hizmetlere verilir. Tabii Hocaefendi’nin bir mesleği vardır : Demircilik. Şerif Hocaefendi ; tıpkı hocası Ayanzade Hoca gibi Birgivi ekolüne mensuptur. Bu ekol Osmanlı Medrese Geleneğinde elinin emeğini yeme, başkasına muhtaç olmama, kimseden bir şey almama prensiplerine sımsıkı bağlı olduğu için Hocaefendi de bir meslek sahibi olur. Bir yandan okur/okuturken diğer yandan alnının teri ile rızkını temine çalışır.
Osmanlı’nın en karışık devrelerinden birisidir ve Hocaefendi hem Birinci Dünya Savaşı hem de Milli Mücadele esnasında askerdedir. Milli Mücadele’den sonra terhis edilir ve Kırkağaç’a döner ve evlenir. Demirci dükkanı açar; ve hayvanlara çan yapmaya başlar. Ama öyle işini baştan savma yapmaz. İşin hakkını verir. Her sürü için ayrı ayrı çanlar yapar. Her çanın sesi özeldir. Kimi çanın sesini bir ton yükseltir, kimi çanın sesini bir ton aşağıdan verir. Ama her sürünün başındaki koyunun çan sesi o sürüye özeldir. Koyunlar kendi çanlarının sesini tanırlar ve başka sürüye karışmazlar. Tabii iş böyle olunca bir çanı en az bir hafta da çıkarabilir. O yüzden işinin ustasıdır. Hala Kırkağaçlı eski demircilerden mesleklerinin piri olarak Özengici Şerif Hocayı hatırlayanlar vardır.
Menemen Vakasından sonra Kırkağaçt’taki hocaların durumlarının tespiti gerekmektedir. Hangi hocalar yenilikçi hangi hocalar gelenekçidir bunun tespit edilmesi istenir. Devrin kaymakamının da aklına bir çare gelir. Osmanlı usulünde Ramazan Bayramı ayın durumu gözetlenerek belirlenir. Yeni sistemde ise artık hesap işine göre gidilecektir. Takvime uyulmaktadır.
Devrin Kaymakamı Kırkağaç’taki hocaları toplar bir araya. Makamına davet eder. Tam da arife günü hocaları toplar makamında. Hocaların oruçlu olmadıklarını tespit etmek ister. Hangi hocalar dün hilal göründü bugün bayram derse gelenekçidir. Hangi hocalar bayram yarın bugün arife derse yenilikçidir. Kaymakam Bey; tütün tabakasını çıkarır ve hocalara ikram etmeye başlar. Kimi hocalar tütün kullanmadıkları için reddeder, kimisi de korkusundan reddeder. Sıra Şerif Hocaefendi’ye geldiğinde durum değişir. Hocaefendi tütünü alır, kâğıda koyar. Güzelce bir sarar. Sonra yelek cebinden çıkardığı çakmakla yakar sigarasını. Kaymakam hayretler içinde kalmıştır. Hocaların bir kısmı yenilikçi olduğu için oruçludur. Ama bir kısmı da Karakaszade Hocaefendi’nin tutuklanması üzerine korkularından oruç gibi görünmüştür. Ama Hocaefendi gayet rahattır. Sigarasını tüttürmeye başlar. Kaymakam “ Hayrola Hocaefendi, arife günü oruç yok mu?” der. Şerif Hocaefendi elini şöyle bir sallar; “ Ne arifesi. Arife dündü. Hilal göründü. Bugün bayram “ der. Tabii der demez de soluğu nezarethane de alır. Bereket halk Hocaefendi’ye sahip çıkar, devreye zamanın Belediye Başkanı Celal İçöz girer de Hocaefendi zor zahmet salıverilir.
Hocaefendi böyle bir hayat sürer. Az da olsa talebe okutmaya da devam eder. Kimseden çekinmez ama dışarıya karşı serttir. Evin içinde ise Hocaefendi tam tersi bir mizaç sergiler. Hanımına ve çocuklarına karşı müşfiktir. Hatta rivayet o ki ; bir gün ekmek kadayıfı yerken hanımına” yahu bunun tuzu eksik olmuş” der. Hanımı da Hoca efendinin aksine sert tabiatlıdır, bir miktar tuzu alır; kaymaklı ekmek kadayıfının üzerine boca eder. Hocaefendi bir yandan güler, bir yandan da tuzlu ekmek kadayıfını bir güzel mideye indirir.